Neler yeni
  • ☼ FLaTCaST ELELE'YE FACEBOOK , RESMİM.NET , HIZLIRESİM.COM , TİNYPİC.COM , PİC-UPLOAD.DE , DİRECTUPLOAD.NET aracılığı ile resim, gif vb. görseller kesinlikle eklenmemesi önemle rica olunur. Eklendiği an görevli arkadaşlar tarafından silinecektir!!! ☼

esmanurr

FCTS Üye
Katılım
6 Mar 2014
Mesajlar
28
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
38
CİN-EGO-ŞEYTAN

İnsanoğlu cinleri tanıdığında, onların ne olduklarını bildiğinde cinlerin hiç de korkulacak varlıklar olmadığını görecektir. İnsanın cinlerden korunmasının tek yolu onların ne olduklarının bilinmesidir. Cinleri bilmek cinlerin tüm gücünü kırmaktadır. Çünkü insan onlara karşı ne yapacağını kesinlikle bilir.
Cinleri bilmek için temel gerçekleri bilmemiz gereklidir. Kısaca bunlara değineceğiz.
Cinlerin bilgesi İblis, Adem’i görünce doğru yoldan ayrıldı. Muhalif olmanın sonucudur batıla düşmek. Ruhu üflenmiş hareket eden iki ayaklı Adem’i görünce saptırmaya yöneldi. Allah bu canlıyı yarattığından ona sahip çıkmak zorundaydı. İnsan çaresiz, bilgisiz ve hiçbir şeydi. İblis ona kötülük edip, öldürtüp, yaşamlarını bozmaya başlayınca Allah sahip çıkacaktı. Çünkü iki ayaklı dik durabilen basit canlıyı Allah yaratmıştı. İblis, yaratma kudretine sahip bir Tanrı varken Allah’ın kararına neden muhalif olmuştu. İşte bu iblis’in içinde bulunduğu psikolojik durumunun, yaptıklarının ve kibrinin bir sonucuydu.
Tanrı, yeryüzünü ve İblis’i yaratmıştı. İblis cinlerin bilgili ve kabiliyetlisiydi, İblis kötücül gücüyle egemenlik kurmuştu. İblis’in maddeyi etkileme ve dünyayı yönetme kudreti vardı. Yalan ve batıl ile olsa da kendine taraftar buluyordu. İblis tehlikeli bir düşmandı. Ama onu yok eden basit şey doğruydu. Gerçekler İblis’e zarar veriyordu. Yanlış bir algı yarattı ve zanlarla insanın ayağını kaydırmaya çalıştı. İblis yalanlar ile ve geçici dünya hevesleriyle aldatıyordu. Yeryüzünde tüm yaşamları etkileyebiliyordu. Yöneticilere gidip güçlü olanları dünya ile aldatırdı. Savaşlar ve zulümler hiç eksik olmadı
İnsanoğlu düşmanını tanımaz ise çaresiz bir ava dönüşür. Düşmanınızı bilirseniz özelliklerini, silahlarını ve yöntemlerini bilirsiniz. Zaaflarını bilirsiniz. Düşmana karşı önlem alırsınız. İşte İblis ve cinleri kendisi hakkında bilgi edinilmesini ve fark edilmeyi hiç istemez. Kendini mümkün olduğunca gizler. Zaten insanların çoğu onu fark etmiyor. İnsan kendi kendini yargılıyor, suçluyor, günahkar hissediyor, güveni engelliyor sonunda pişman oluyor. Cinler insanlar tarafından fark edilmeyi hiç istemez. Çünkü insanlar tarafından reddedileceğini bilir. Çünkü iblis batıl ve kötü yolu seçmiştir.
İblis’in hangi fikri adil, doğru ve iyidir ki. İblis bu üçünden (doğruluk, adalet ve iyilikten) nefret eder. Barış ve birlik en nefret ettiği şeydir. İblis bir doğruya çok yalan katar, konuyu evirir çevirir başka bir alana yönlendirir. Birkaç sefer size yardımcı olur kendine güveni sağlattı mı sizi kullanır. Sizi kendine bağlar sonrada sizi mahvedene dek uğraşır. En sonunda sizi bir akıl karmaşasına sokar. Her şey arap saçına döner. Bir de bakmışınız ki kendinizi suçluyorsunuz. Beklide intahara kadar gider bu durum.
Bazı ilhamların kaynağı iblis iken bazı ilhamların kaynağı meleklerdir. İblis kötü sonuçlar için melekler iyi sonuçlar için ilham ederler. İnsan hangi yolu tuttuysa ona uyar.
Cinler her insanı durumuna göre zorlar. Çok dindar inançlı insanda abdest almada zorluk ve namaz kılmakta zorluk verir. Bazı insanlarda iş yapmak dahi istetmez. Kimilerine tembellik kimilerine rehavet verir. Korkmayın tüm bunların olması normaldir. Cinler insan bedenine bağlı ve sona kadar mühlet verilen bir varlıktır. Bizimle ölene dek uğraşırlar. Peygamber kıvamına da gelseniz mutlaka uğraşacak şeyleri vardır. Elbette bu adam öldürme ve zina gibi büyük günahlar olamasa da küçük nedenler bulabilirler.
Cinler abdesti çabukça uygun olmayarak aldırabilir. Bazı uzuvları yıkamama veya bazı uzuvlarda temiz olmadığı hissi vererek tekrar tekrar yıkattırabilir.
Namazda tanrıya odaklanamama veya farkındalığın kaybolması, dikkat bozukluğu cinlerdendir.
İnanan cinler şiddeti ve kötülüğü tercih etmediğinden inançsız cinlerin egemenliği altında ezilmişlerdir. İnançsız cinlerin babası iblistir. İnançsız cinler cinlerin yüzde doksanbirini oluştururlar.inanan cinler çok azdır. Cinlerde inanan ile inanmayanı ayıran tek özellik insana düşman olup olmamasından anlaşılır. İnsanı seven cinler çok azdır ve bunlar inanan kesimi oluştururlar. İblisin tayfası kötülük ve şiddet üzerinden dünyadaki her şeye sahip olduklarından ve azgınlıklarından dolayı egemen olmuşlardır. İnsan üzerinden beslenenler kötülüğü yol edinmiştir.
Cinlerin yaptığı en iyi şey kendisinin siz olduğuna ikna etmektir. Ben der ve insan adına konuşur. Düşüncelerini sizin düşünceleriniz gibi konuşuyor. Bunlar daha çok hislerden oluşuyor. İnsanı yönlendirir ve yönetmek ister. Kontrollü olmalısınız. Bazı yöntem ve kurallar ile kendimi kontrol edeceğim ve her söylediğine uymayacağım. Düşüncelerimi kontrol edeceğim deyin.
Cininiz en kötü özgüven sihirbazıdır. Sizin yerinizi alması yaptığı en büyük düzmecesidir. Düşüncelerini sizin düşünceleriniz gibi gösteriyor. Duygular üretiyor ve gerçek duygularınız gibi hissettiriyor. Ruhunuz da kendinizin o olduğunu sanıyor. Bilakis hızlı kalp atımıyla o korkuyu hissediyorsunuz. Egolarına yani kendi şeytanına uyan insanlar yalan söylerler, hile yaparlar ve sınır tanımazlar. Çünkü şeytanın hedeflettiği dünya nimetlerini ve dünyayı seçmiştir. Bu nedenle cine uyarak her olumsuzluğu yapmaktadır. Bilirsiniz ki inanmak ve inanmamak dünya ve ahret seçiminizde yatar. Dünyayı seçmiş iseniz bu yaşamda isteklerinize ulaşmak için her şeyi yaparsınız. Bu durum şeytanınızla uymayı gerektirir. Ama ahreti seçmiş iseniz ahret için çalışırsınız bu da dünya nimetlerini elde etmek için kötülüklere bulaşmanızı engeller. Aslında bu durum şeytanınıza uymamayı sağlayacaktır.
İnsanlar egoyu(şeytanı)(cinini) bilemezler, aradaki farkı göremezler. Kendim dedikleri şeytan ile ruhunu ayıramazlar. Mahkum olduklarını bilmezler, bu durumu asla anlayamazlar. Felsefedeki ego dini anlamda şeytandır. Ve kimse şeytanın zeki olduğunu anlamaz. Şeytanın geri planda büyük bir hedefi vardır. Küçük davranış ve seçimlerle sizi o büyük hedefe götürmeye çalışır. Amacı size kötülük etmektir. Sizin hayatınızın kötü bir sonuçla ve kaybeden olarak hayatınızı sonlandırmayı ister. Bu nedenle çalar, öldürür, zina eder vs tüm günahları işletebilir.
İçinizdeki ses ve duygular size ne söylerse söylesin dış düşman diye bir şey yoktur. Düşman ve tehlike algısı cininizin yansıtmasıdır. Bu açıdan bakarsak dışarıdaki tüm düşmanları aslında kendimiz yaratmışızdır. En büyük düşman algılamanız, cehaletinizdir bu da sizin şeytanınızdır.
İnsanla beraber yaşayan cin(şeytan) aynı bedende birbirine girişiktir. Birlikte yaşarız, bize yakındır. Faydasından çok zararı vardır. Varlığı kaçınılmaz bir gereksinimdir. Tanrıyı ve doğruyu görmekte mutlak gerekliliktir. Yanlışa sevk eder ki insan doğruları görüp tercih edebilsin. İnananlar için şeytani cinler bulunmaz nimettir.
Cinlerden korunmak için en etkili yöntem dua etmektir. Sadece dua okumanız korunma için yeterli olmaktadır. Cinler madde olmadıklarından daha çok mana etkileri olduğundan etkilerinden kurtulmanın tek yöntemi dua etmektir. İkinci olarak cinlerin telkin ettikleri düşünce ve duygularla çarpışmaktır. Örneğin asansörde kalan bir insana hemen asansör düşerse, ölürsen, başına kötü bir şey gelecek gibi telkinlerde bulunur. Sakin olun bu düşüncelere prim vermeyin, bir şey olmaz, asansör güvenli, şimdi çalıştırırlar, Allah’a inanıyorum ve ölümden korkmuyorum gibi benzer söylemlerle cini etkisiz hale getirebilirsiniz. Ardından Allah’ım sana sığınıyorum gibi Nas suresi içerikli birtakım dualar etmeniz de yeterlidir. Sorunu kendiliğinizden aşmış olacaksınızdır. Her insanın bedene bağlı ve bedenle yaşayan kendi cini(şeytanı) vardır. Bu tür kriz ve tehlikeye yakın durumlarda korku, heyecan, panik gibi durumlara düşürürler. Bunlarla baş etmek inanca dayalı düşüncelerle olur. Bu tür kriz durumlarında cinin etkisinde kalan inancı zayıf korkan panikleyen ve sonunda mantıksız davranışlarla kötü sonuca gidenler tanrıya güvenmemenin verdiği etkiyle kaybederler.
Sadece dua etmek etkili olmayabilir. Yani duayı destekleyici olumlu düşünceler de geliştirmeniz gerekmektedir. Şu kesindir ki olumsuz düşüncelerin hepsi cinlerdendir. Olumsuz düşünceleri olumlu hale getirin. Bu düşüncelerin kaynağının cinden olduğunu bilmek sorunun büyük çoğunluğunu da çözmek demektir. Ayrıca dualarınız ve surelerinizi kendi lisanınızda yapmalısınız. Yoksa bir etkisi olmayacaktır. Dualar sizde düşünsel olarak mana olarak iç aleminizde birtakım kuvvetleri doğurmaktadır. Bunlara tanrı kaynaklı meleki kuvvetler diyebiliriz. Aslında bunlar şeytanın aksine olumlu düşünceler üretir ve stresi bertaraf eder. Bu nedenledir ki ‘Cinlerden insanların rabbine sığınıyorum.’ İçerikli nas suresi bize bir şeyler kazandıracaktır.
Cinlere(şeytani cinlere) karşı korunmak için Nas, Felak, Ayetel kürsi, Muavezeteyn gibi sureler okuruz. Ancak şunu bilmelisiniz ki kendi lisanınızda anlamını bilmeden okuduğunuz dualar size bir şey kazandırmıyor. Arapça dua ve sure okumak yerine Türkçe okuyunuz. Çünkü okuduklarınızı anlamsal olarak yaşamayıp hissedemediğinizden duaların gücünü alamıyorsunuz. Anlamadığınız dualar şeytanı bertaraf etmiyor. Bu sureleri kendi lisanınızda okurken birtakım Allah’a sığınma ve güvenme duaları da edebilirsiniz. Sıkıntılarınızdan kurtulmak için yardım ve dualarınız mutlaka cinlere zarar vermektedir.
Duaya yakın, cinlerden korunmak için başka yöntemler de vardır. Su veya toprak ile yıkanmanız evet şaşırmayın toprak ile yıkanıp toprağa yatmak ta bedendeki cini etkisiz kılmaktadır.
Aşırı korku ve şiddetli öfke gibi durumlarda neredeyse bedene tam hakimiyet kurmuş olan cinin etkisini zayıflatmak için oturmak veya sırt üstü yere yatmak, derin nefes alıp vermek cini beklemede bıraktığınız için gücünü zayıflatacaktır. Yoksa o sizi şiddete ve büyük hatalara götürecektir.
Pek çok insan cinlerden korkar. Sanki karşısına birden çıkacak sanır. Zarar verecek sanır. Halbuki insan bu durumdan daha kötü durumları yaşamaktadırlar, günahlara düşüp türlü hatalar yapmaktadır ancak bunun da farkında değildirler. Cinler sizinle beraber yaşamaktadırlar ve Şeytani cinler düşüncelerinizdedir. Düşüncelerinizi dinleyin, kontrol edin olumsuzları ayırın ve reddedin.
Cinler insanı korkutmaktan ve kafa bulandırıcı saçma fikirlerden hoşlanırlar.
Cinler kendilerinden korkmayandan korkarlar. Cinlerin varlığına inanıyorsunuz da Allah’ın varlığına neden inanmıyorsunuz. Cinlerden korkuyorsunuz da Allah’tan neden korkmuyorsunuz.
Bu dünyaya aldanmayan, ölümden korkmayan ve Allah’tan korkan bir insan cinlerin çekindiği ve korktuğu insan tipleridir. Bu tipleri çevremizde görmek zordur ama bazı yaşlı insanların ölüm korkusunu yenerek bu tiplere uyduklarını söyleyebiliriz.
Cinler eşini kaybetmiş yalnız yaşayan yaşlı kadınları korkutmaktan zevk alır. Ama korkutmalarının hiçbirisi gerçek çıkmaz ve asılsızdır. Aslında birtakım telkinlerle insanı huzursuz ve rahatsız etmeyi amaçlamaktadır.
Cinlerle mücadele daha çok mana aleminde yani iç alemimizde olmaktadır. Aslında davranışlarımızın da kökeni önce düşünsel faaliyetlerdir. Aslında iç alemimizi yönetme ve yönlendirme konusunda bizim hiçbir kudretimiz yoktur. Yani ruhumuz sadece verilenleri alır ve yaşar. Bu nedenle cinler bize söyledikleri şeyler ve hisler ile bizleri yönlendirmektedir. Biz bu duruma hiçbir müdahale edemeyiz. Veya cinleri yenme ve etkisiz kılma gibi kendi ruhumuzdan çıkan düşünceler yoktur. Böyle bir gücümüz yoktur. Ruh sadece olanları yaşar. Yani insan cinden gelenleri fark edip Allahtan dileyince veya mevcut ortamdaki yanlışları fark edip reddettiğinde yani beğenmediğinde otomatik olarak tanrısal kuvvetler devreye girmektedir. Yani o kirli ve olumsuz düşünceleri bertaraf eden meleksel kuvvetlerdir. Kendi ruhumuz cinleri alt edemez. Biz ancak şunu yaparız. Mevcut sorunu ve olumsuzlukları fark edip bu durumdan hoşlanmadığımızı bilmemiz ve bildirmemiz yeterlidir. Bu durumda melekler devreye girer ve bu olumsuz duygularla çatışarak yok etmektedir. İnsanı boş bir odaya benzetin. Birisi odaya giriyor bir şeyler söylüyor. Siz seçim yapıyorsunuz. Diğeri giriyor başka bir şey söylüyor. Seçiminize göre giren kalmaya devam ediyor. Yani şeytanın telkinleri hoşunuza giden bir şey veya hedef ise ona uyarsınız. Ve o şeytan odada kalmaya devam eder. Ama siz şeytanın fikrini ve dünyalık amaçlarını reddederseniz bu sefer odaya başka biri olan tanrısal bir melek girer. Ve olumlu düşünceler geliştirerek şeytanı odadan sürer. Yani gönderir.
Şeytaniyyet; olumsuz düşünce, yıkıcı etki, saldırgan, suçlayıcı, zarar veren, ayrıştıran, arzulara düşkün, dünya nimetlerine saplanmış. Yalancı, hilebaz, kirli planlar kuran, menfaatçi, cimri, aceleci, öfkeli ve azgındır.
İblisin tahtı vardır. Bir hükümeti bakanlıkları, amirleri çalışanları ve işçileri vardır. Amaçları kötülüktür. Ademoğlunu yoldan saptırmak ve yok etmeyi amaçlamıştır. Hünerli olanlar ve kötülükte ileri gidenler kıdemlidir. Bunlara halk dilinde ‘ifrit’ denir. Bir insanın cini insanı yenemeyince durum merkeze bildirilir veya merkez durumu fark eder. Merkezden onbinlerce uzmandan bir uzman gelir. Ve beden cinine destek verir. İnsanı saptırmaya çalışır.
Cinler çok çeşitlidir. Dünya nimetlerinin ve zevklerinin sahipçisi cinler vardır. Mesela ‘kadın ve cinsellik cinleri’, ‘kazanç ve mal cinleri’, ‘yeme ve içme cinleri’ gibi sayabiliriz. Bu bakanlıkların liderleri direkt iblise bağlıdır. Erkek cinler dişilere, dişi cinler erkeklere gelir.Azdırır ve sapkın düşüncelere sokar. Bedeni cinsel yönden uyarır. Bedenin tüm faaliyetlerini etkileyebilirler. İşe telkinlerle başlar ve insanı dilediği noktaya getirir.
Şeytan kelimesi iblis için kullanılmıştır. İblis cinlerin büyük bir kısmının lideridir. Şeytan kelimesi sadece yoldan sapmış cini nitelemez. Aynı zamanda insanı da niteler. ‘biz insan ve cin şeytanlarını peygamberlere düşman yarattık.’ Ayetleri delil olmaktadır. Yani şeytan kelimesi Kuran’da kötü yolu tutmuş anlamı içeren geniş bir anlamdır. Kötü yolu tutmuş insanlar, cinler, hayvanlar da bu şeytani guruba girmektedir.
Cinlerin hepsine kötü diyemeyeceğimizden dolayı biz şeytani cinler diyeceğiz. Ama insanlar bu sefer rahmani cinleri dost adlettiğinden cinleri genel bir isimde kötü olarak kullanacağız. Nitekim büyücüler de cinci hocalar da Müslüman ve rahmani cinlerden yardım aldıklarını söyleyerek şeytani cinlerle işbirliği yapmışlardır. Rahmani cinler insanlara yaklaşmazlar. Rahmani olan böyle anlaşılır. Her hangi bir insana cin arkadaşlık etmiş ise o şeytanidir. Rahmaniler insanladan uzak ıssız yerlerde yaşarlar. İnsanların yaşamlarına karışmamayı yol edinmiş olan cinler Allah yolundaki cinlerdir. Bu nedenle günümüzde rahmani cinlerle hayırlı ve faydalı büyüler yapılıyor ve şifalar veriliyor imajını verenler büyük bir günahın içindedirler.
En etkili duayı cinci hocalar, normal hocalar ve medyumlar yapamaz. En etkili duayı kişinin kendisi yapar. Sıkıntısından kurtulmak isteyenin kendisi ve birinci dereceden yakını en etkili duayı okur. Cincilerin duası kabul da olmaz. Kişi kendisi sıkıntısını en iyi kendisi yaşadığından duası ve ailesinin duası da etkili olur. Yalvara yalvara dua etmek mutlaka başarı getirir.
Cinler kabiliyetlerine göre sınıflara ayrılırlar. Yaradılışlarına göre ast üst ilişkisi vardır. Nasıl insanda bilgili olanlar üst bir göreve gelir bir vali, hakim olursa cinlerde de bilgi ve kabiliyetlerine göre görev alırlar. İblis’in kendisi sadece peygamberlere gitmiştir ve her dönemde insanların kutuplarına uğramıştır. İnsanların durumlarına göre iblisin cinleri görev alırlar.
İblis, dünyayı, kadınları, malları ve dünya zevklerini önererek insanları aldatır. İblis öyle şeyler vaat eder ki hepsi dünyalıktır ve insanı saptırır. Dünyaya sırt çevirmiş olanı aldatamaz ve onda başarılı olamaz.
Cin ben der. Ve insanı kendisi gibi gösterip kendisini hiç fark ettirmez. İnsan kendisi hayatını yaşadığını zanneder halbuki cin hayatı yaşıyordur.
Şeytani cini makul doğrular yıpratır. Kişi hareketlerini yaptıklarını sorgulayıp beğenmemenin sonucunda şeytani cini fark ederse onu kendisinden uzaklaştırmış olur. Şeytani cini fark etmek, onu bilmek onun etkisini yıkmak, ona galip gelmek demektir. Bilinmeyenin bilinmesi, fark edilmesi batıl fikre zarar verir.
İnsanın kendine ait en az bir adet şeytani cini vardır. Bedende birden çok cin olabilir hatta hastalık yapmak için yüzlerce bile. Ama birilerinin olduğu yerde diğerleri pek bulunmaz. Geminin sayılı kaptanı vardır. İnsan bir araç gibidir. Yönetilir ve yönlendirilir. İnsan kimi seçerse şoför o olur. Yani ya şeytani cin, yada melek olacaktır; bu insanın hedeflerine ve hayat felsefesine bağlı olarak harekete geçer.
İnsan öldürmek kolaydır. Şeytan insan öldürmek için fırsat kollar. Telkinlerle silahı ürettiren ve ticaretiyle dünyaya yayan iblistir. İkna etmek, merhametli olmak doğru bir yola girmek yerine öldürmeyi seçenler kötü kazancı seçmiştir. Şeytanın yoluna uyanlar şeytanın halkıdır.
Cinler insan hayatında daima vardır. İnsanlarla beraber yaşaması normal ve rutin durumdur. İnsanların doğruyu ve iyiyi anlamasında mutlak bir gerekliliktir. Cinler kötülüğe teşvik etmekle iyiyi ve doğruyu gösterir.
Oruç, cinlerin beden üzerinde etkinliğini kırmak ve azaltmak için vardır. Çok yiyen insanın üzerindeki rehavet, saldırganlık ve tembellik cinlerdendir. Çağın hastalığı obezite cinlerin işidir. Nimetlere kolay ulaşabilmenin sağladığı ortamda sürekli yeme isteğini kışkırtan cinler tat alma hazzına bağlı insanı kullanır.
Oburluk cinlerin işidir. Obezite cin hastalığıdır. Sinirliliğin baş nedeni çok yemektir. Cinlerin telkinleriyle yanlış alışkanlıklar ve yanlış beslenme ortaya çıkar. Zaman içinde sürekli yeme başlar ve obeziteye kadar gider. Ne için yemek yiyorsunuz. Yemek yemek için mi yaşıyorsunuz yoksa yaşamak için mi yiyorsunuz. Sürekli yeme yerine gerektiği kadar yemeyi alışkanlık etmelisiniz. Bunun için şeytanın telkinleriyle oluşturulmuş kabuller yıkılacak ve alışkanlıklar değiştirilecektir.
Cinleri emri altına alacağını sanmak tamamen aptalcadır. Her durumda binek insandır, şoför cinlerdir. Cinler insanı kullanır. Cinlerle uğraşmak yenmek üstün gelmeyi istemek ve dilediğini yaptırmak düşüncesi yanlış ve batıldır.Cinleri insan değil melekler etkisiz kılmaktadır. Bu da ancak sizin Allah’tan dilemenizle olmaktadır. İnsanın kendisi hiçbir şey yapamaz. İnsan sadece etkileri yaşar. Cinlerden gelen etkilerden memnun değilseniz Allah’a dua edersiniz ve hemen görevlenir bazı melekler ve size yardım etmeye başlar. Zaman içinde cinlerin etkisinden kurtulursunuz. İnsan cinlere karşı sadece Allah’tan yardım dileyebilir. Kendisi bir şey yapamaz. Cinlere üstün gelemez. Dua edince birtakım olumlu meleki düşünceler türemeye başlar. Ve cinlerin telkinleri etkisizleşmeye başlar.
Cinler bara giden bir insana zina yapmak ve öldürmek amaçlı gelirken, namazdaki bir insana namazı bozmak, engellemek amaçlı gelir. Her insanın durumuna göre daima kötülük seçimi vardır. Pozisyonunu ne kadar iyi kategoride tutarsan günahın büyüklüğü ve sıklığı da o oranda değişmektedir. Yaşam tarzınız, alışkanlıklarınız, kabulleriniz sizin kategorinizi belirlemektedir.
Cinlerden korunmanın en etkili yolu sürekli Allah ile buluşmak yani konuşmak yani dua etmekle mümkündür. Buna Müslümanlar namaz demektedir. Namaz gerçekten cinlerin kötülüklerini kırmak adına çok etkili bir ibadettir. Günün belli vakitlerinde sadece Allah’tan yardım dilemek cinleri delirtmektedir. Hatta insandan uzaklaşmasına neden olmaktadır. Çünkü insan kendisine yani cinlere güvenmemektedir. İşlerini Allah’a bırakır ve kötülüklerden sakınır. Namaz kıldığınız ve dua ettiğiniz sürece şeytani cinler sizi aldatamıyor.
Şeytani cinler yani iblisin yardımcıları küresel merkezleri yönetti. Menfaate ve sömürgeciliğe dayalı savaşlar çıkardı. İnancı baltalayan birtakım öğretiler ortaya attı. Bilim ve teknolojiyi bahane ederek imanları çaldı. Yalan bir dünya tarihi yazdırdı. Geçmiş kayıtları ve kütüphaneleri yok etti. Darvinizm bizzat iblis’in ürünüdür. Yönetim şekilleri belirledi. Vesayet rejimi, darbe rejimi, baskı ve şiddet iblisin yöntemleridir. Yönetimlere sıkıca tutundu. İnsanlığı mahvedecek Fransız ihtilali, bilindik topraklara coğrafi kesifler, tanrı için yapıldığı zannedilen haçlı seferleri hep iblisten çıkmıştır. Silah üretimi ve ticareti, petrol hırsı ve açgözlülük hep şeytanın işiydi. Dünyayı ne hale getirdiler ve insanlığa zulmettiler. Her zaferin bir sonucu vardır. Gerçekler fark edilir ve batıl terk edilir. İblis başardığını zannediyor. Hem dünyada hem ahirette cezasını alacaktır.
İnsana düşman ve insanoğlunu yok etmek isteyen iblis çalışmalarında muvaffak olamayacak.
İblis insana direkt zarar verseydi tanrıdan büyük bir bela yani azapla karşılaşırdı. İblis insana direkt şiddet kullanamaz ve onun yolu da bu olamaz. Ancak insanları genelde böyle korkutur. İnsanlar cinlerin kendilerine direkt zarar vereceğini sanır. Bu olay korkutmaktan öteye geçemez. Aslında iblis insanı öfkelendirip, kavgalara sürüklemesi daha korkunç değil midir.İblis insana zaten yapacağını yapıyor. O zaman bu batıl korku cahillikten kaynaklanıyor.
İblis insanı ittirip, kaktırabilir. Birtakım hareketler yaptırabilir ama sizi öldüremez ve size zarar veremez. Bir çeşit yel türü gibi hissedebilirsiniz. El ve ayaklarınızdan bedene girmek istediğinde birtakım istem dışı hareketler yaptırabilir. Sizi dürtebilir, sanki biri dokundu hissine kapılırsınız.
Şeytani cinler, insan ve hayvan atıkları (dışkıları) ile beslenirler.
Esneme olayı cinin ağızdan girme olayıdır. Bir insanın esneyecek başka bir insana yönelik zannıyla doğar. Yani bir cin görevlenmiş olur. Yani şeytanın bir insana telkiniyle ortaya çıkar ve bu telkine hedef olmuş diğer insan esnemeye başlar. Beyaz bir cin ağızdan içeri akarak girer. Allah şeytana böyle bir ortam ve imkan vermiştir. Bu nötr yani olumsuzluk yaratacak bir cindir. Sürekli telkinler verir.
Cenabet olmuş bir insanın sırtına cin atlar ve bedene sırttan giriş yapar. Sırt derisinde ve kıl köklerinde hafif bir şey hissedilir. Bazen üşüme hissiyle sırta gelen titreme ve cenabetlik sonrası titreme cinlerin etkisiyledir. Bu titreme üşüme titremesi değildir.
Cinler insanda etkili olabilmek için bedene girmek zorundadır. Ancak bedenin içinden insana telkin verebilir ve hastalık gibi diğer işleri başarabilirler. Genelde bedenin giriş ve çıkış kapılarını kullanırlar. Cinlere karşı bir örümcek ağı örmek istiyorsanız bedene açılan tüm delikler temiz tutulmalıdır.
Cin ve şeytan çıkardığını söyleyenlerin çoğu farkında olmadan şeytani cinlerle işbirliği yapmaktadırlar. Şeytan çıkaran papazlar Tanrı adına bunu yaptıklarını söylerler. Cin çıkaran cinciler Allah için yaptığını söylerler. Şeytani cinler cincilere büyücülere, medyumlara hizmet eder ama bunlar çoğu zaman şeytanların kendilerine hizmet ettiğinin farkında olmaz. Bir şeytan çıkarma ayini ile cin çıkarma ayini aynıdır. Afrika’da, Asya’da, Avrupa’da da aynıdır. Dünyanın her yerinde cin çıkarma adıyla yapılan ayin ve seanslar aynıdır. Seans şöyle başlar. Tanrıya dua ederek başlayan medyum Tanrı adına birtakım güçleri olduğuna inanır. Aslında şeytani cinler ona gelmektedir. Cinler bu kişiyi bildiklerinden hemen yanına gelir. Cinli olduğunu söyleyen bir hasta vardır. Çıkarılan cin hastanın cini değil bilakis cincinin cinleri insanın bedenine girmektedir. Cin çıkaranların cinleri hasta insanın bedenine girerler. Tuhaf hareketler yaptırırlar. Seans ile cin çıkardıklarını zannediyorlar ama aslında cinler cincilerle insana giriyor. Hem hastayı hem de medyum iyi bir iş yaptırıldı anlamında kandırılıyor. İnsanların bağırması, kusması, mide ağrıları ve bayılmalar seansta görülüyor. En sonunda rahatladın mı içinde bir hafiflik odlumu diyorlar. O sırada cincilerin cinleri bedeni terk ediyorlar. Sıkıntıyı yaratanlar da çıkıp rahatlatanlar da cincilerin cinleridir. Aslında cin, şeytan çıkarma falan olmuyor. Çıkan geri gelemez mi? Hem cinler birbirlerine insan için asla zarar vermezler. Afrika’da ilkel dinlerde , Hristiyanların papazları da , Müslümanların medyumları da bu şeytani işleri yapmaktadırlar. Şeytana inanmak ve üstün bir güç olduğunu kabul etmekle bu işe başlanıyor. Bunları çıkartarak tanrıya hizmet ediyorum gibi kutsal bir sapkın düşünceye kapılıyorlar. Aslında cinler kendilerine inanan ve üstün sayan insanların ardından giderek kendilerini fark ettirmeden cin çıkardıklarını zannettiriyor.
Enkabut, karabasan, al karısı bir çeşit cindir. Şeytan tayfasından bir soydur. Biz insanlardaki gözü çekik japon, siyahi gibi. Genelde mezarlıklardan, kırsal alanlardan, köylerden ve kemikli tezekli bölgelerden geçmeniz sonucunda sizi izlerler ve size uykuda gelirler. Bedende tam şekil alarak kasarlar yani ruhu tutarlar. İnsan uyanmak ister ama uyanamaz. Bağırmak ister ama bağıramaz. Bir anda bedeni bırakan cin çekilir ve ruh beden egemenliğini alınca uyanır ve korkar. Aslında korkulacak bir durum değildir. Kokmadığınızı söylediğiniz zaman cin sizden korkar. Cinler sizi izlerler ve söylediklerinizi tamamen anlarlar. Bir enkabut ciniyle sabaha kadar mücadele ettim. O beni basıyor. Uyandırıyor, Ben ona tehditler savuruyordum. Üstümden kalktığı anda yani uyanır uyanmaz makas, bıçak atıyordum. Attıklarım duvarlara çarpıyordu. Sabaha kadar bu durum defalarca tekerrür etti. Sabah ezanından sonra artık cine beni çok rahatsız ettin artık yeter tamam sen üstünsün bırak beni dedim. Ve beni bıraktı rahat bir uyku çektim. Aslında söylediğim yanlıştı. O dönemlerde çocuktum. Ama şimdi bu üstünsün kelimesini onlara asla kullanmam. Çünkü üstünlük Allah’a aittir. Zaten cinlerde insanları böyle kul etmeye çalışıyor.
İstem dışı hareket ve refleksler cinlerdendir. Tembellik, yerinden kalkamama, yorgunluk, halsizlik, derin nefes alıp verme, uyuyamama ve yatakta sağa sola dönme, zihinden sürekli yoğun düşüncelerin geçmesi (yoğun vesvese) cinlerdendir. Uyuşma, karıncalanma, uzuvlarda lokal ısınma, arkadan baş ağrısı, mide ve iç organlarında yer değiştiren ağrı, uzuvlarda ağrı, kramp, kasılma cinlerin etkisiyle oluşabilmektedir. Ve normal insani bir durumdur.
Kalbin olduğu bölgede sızıya benzer rahatsız etmeyen bir şey hissedilir. Bu cenabetliğin sonrasında kalbin yakınına yerleşen cinin belirtisidir. Derin nefes vermek ve iç organlarda değişen yerlerde ağrılar hissetmek, böğür ağrıması gibi ağrılar cinlerin etkisiyledir.
şünceler telkinler kendi kendilerine doğmaz. Yani düşüncelerin ve telkinlerin bir kaynağı vardır. Ne ile beslenirler ve neye hizmet ederler. Amaç nedir. Tüm bunlar ‘dış bakış’ yapılarak tespit edilebilir. Bazen cinlerin neyi amaçladığını bile görebilirsiniz.
İblise ibadet eden ve isteklerini yapan bir büyücü ondan yardım dilediğinden iblisin yardımını alır. Bu yardımı inanan insana bile yapabilmektedir. Neden insan iblise ihtiyaç duyar ki. Çünkü kadını, evladı ve zenginliği gibi dünya nimetlerini isteyen ve dünya hayatını önemsemiş ve dünya hayatından başka bilmeyen bu tip insan iblis’e uyar ve iblisten ister. Dünyanın ardından koşan iblis’e kul olur. İnsan istek de bulunduğunda iblis hemen ona yetişir. Özellikle cincilere büyük önem verirler. Cincilerin cinleri kendilerini açıkça gösterirler. Cin çıkarma seansları ve şeytan kovma ayinlerinde yaşanan hareketlerden varlığını görmeniz mümkündür. Titreyen, bağıran insanlar görmektesiniz. Bunlar gerçekten cinlerdir. Kendilerini gösterirler ki insanların yardım dilemeleri devam etsin. İnsanların isteklerinin küçük bir kısmını yerine getirirler genelde kötülük ederler ve durumları daha vahim olur. İblis ile işbirliği yapmak yanlıştır ve cehennem yoludur. Hiçbir iş çözüme kavuşmaz. Yalancıdırlar, onlardan fayda yerine zarar gelir. Şifa değil hastalık gelir. Kurtuluş değil, sıkıntı bela gelir. Onlar Ademoğluna yardım etmezler. Ademoğlunu kullanarak ayaklarını kaydırırlar. Yeryüzünde insanoğlunu mahveden tek varlık şeytani cinlerdir. İblisin ahalisi olan cinler insanoğluna büyük zararlar vermiştir. Savaşlar, cinayetler, zinalar, boşanmalar ve daha sayamayacağımız nice kötü sonuçlar hep cinlerin işidir.


 
İnsanlar düşüncelerini ve fikirlerini hemen uygulamamalıdır. Düşüncelerinizi denetleyin. Kontrol edin, iyiliğe mi hizmet ediyor kötülüğe mi. Yapacağınız şeyler insanlara faydalı mı zararlı mı. Ona göre elekten geçirin ve hareket edin. İnsan tabiatı gereği zihninden geçen düşünceyi sanki kendisinden çıkmış gibi hemen uygulamaya kalkar, halbuki düşüncenin kaynağı şeytani cinleridir.
İşlerini Allah’a havale eden, Allah’a sığınan olumlu düşünür.Mantıklı olur. Her hangi bir işte sonrasını ve ahiretlik getirilerini düşünerek adım atılır. Kendine güvenen ise kendi şeytani cinine güvenmiştir. Aklına ilk gelenleri yapar, kötü ve batıl yoları seçer. Kaypaktır. Helal yolları reddeder. Haram yollara sarılır. Gıybet eder, suçlar. Hayatı boyunca debelenir durur. Pek bir şey kazanamaz.
Cinleri bağlayan kelime ‘Allah’ım sadece senden yardım diler ve sadece sana ibadet ederim.’ Dir. Ancak bu sadece kelimede olmayacak. Bunu hissedeceksiniz, kime söylediğini bileceksiniz.
Hz Süleyman cinlerden yardım dilemedi. Kafir olmadı. O cinlerle işbirliği yapmadı. Bilgi ve saltanatına Allah kavuşturdu. Allah verdi ve o yüceltti. Süleyman hakkında yalan söylediler ve zatına iftira attılar. Böylece insanları cinlerden dileyerek yoldan saptırmak istemişlerdi. Sonrakiler Süleyman bir kitaba uydu büyü, sihir ve cin işleriyle uğraştı dediler. Süleyman döneminin sonrasında ortaya çıkan bu vesayetçiler cinlerle işbirliği yaptılar. Ve yoldan çıktılar.
Cinler gelecekten haber veremezler. Anın öncesini kimse bilemez. Ama geçmişten haber verirler. Kaybolan bir şeyi bulabilirler. Şu anda farklı ülkelerde olan olaylardan haber getirebilirler. Çünkü yapıları gereği diledikleri yere anında gidebilirler.
Batılıların ifadesiyle vanpir bir çeşit saldırgan cin gurubudur. Bu cinler bazı şartlar yerine getirildiğinde direkt olarak insana veya herhangi bir hayvana saldırmaktadır. Buna tıp kuduz hastalığı demektedir. Günümüzde köpeklerde görülen kuduz ile aynı şeydir. Kuduz olan köpekler saldırgan cine(vanpire) maruz kalmıştır. Bir köpeğin kuduz olma nedeni çok ilginçtir. Bilimsel bir gerçeklik içerir. Saldırgan bir kuduz köpekle insan da geçen saldırgan cin (vanpir) insanı da vanpirleştirmektedir. Tarihin geçmiş döneminde bir beldede kuduza yakalanan bir gurup insan yöre halkına tehdit olmuştu. Vanpir hikayesi o dönemden gelmedir.
Üzülme, sıkıntı, iç daralması, sıkılmak, kötü bir şey olacakmış hissi cinlerdendir.
Enkabut olayı, bir anda topuk ve bacakta karıncalanma, adını sanki uzaktan söyleniyormuş gibi hissetme veya başka sesleri duyuyor hissetme, ensede nefes, arkamda biri var hissi, takip ediliyormuş hissi, uzaktaki şekilleri insana benzetme gibi tüm bunlar tamamen cinlerdendir. Çok nadir olan bu olaylar hemen hemen her insanda görülmektedir. Bir insanda bunlar sürekli görülüyor ise anormaldir. Allah’a ‘özel dualar’ etmek gerekir.
Damar seyirmesi, heyecanlı olma, bağırarak konuşma, sürekli kavgacı yapı, sinirli ve saldırgan gezme cinlerdendir. Hoşgörüsüzlük, her şeyi ters ve tehdit algılama, her şeye tepki gösterme, sürekli şikayet etme, eleştirel yaklaşım, etrafı kınama gibi tüm bunlar cinlerdendir.
İnsanları kırmak, çevresindekilere zara vermek sonra da yaptıklarından dolayı pişman olmak cinlerdendir. Mesela bir kavga çıkarttırır ve kavganın ardından insan pişman olur ve hemen ardından şeytan gelir şeytan gelir ve ‘sen kötüsün’ der., ‘Haksız olduğun halde etrafına zarar veriyorsun.’der. Ve insanı ümitsizliğe düşürmek ister. Allah’a yönelmeyi engellemek ister. Bazen insan bu saldırgan ve canice davranışına bir anlam veremez. Ardından kötü davrandığı için üzülür ve kendini suçlar. İç sıkıntısı yaşar. Şeytan genelde bedeni isteklerini yaptırdıktan sonra insana tam hükmeder ve kötü işler yaptırır. Bunlar çok yemek ve cinselliktir.
Vesvesenin var olması normaldir. Peygamberler dahil tüm inananlar yoğun vesveseye maruz kalmışlardır. Çoğu vesveselerden dolayı sıkıntıya düşmüş ve şikayetçi olmuşlardır. Ancak hiç vazgeçmemişlerdir. Bedene ait şeytani cinlerin vesvese ile insanla uğraşması tamamen imanın bir göstergesidir. Doğru yolda olan insanlara sürekli düşünceler ve telkinler göndererek rahatsız eder. Vesvese çok ise hiç susmayan bir zihine sahipsiniz. Bu tip vesveselere maruz kaldığınızda üzülmeyin, yılmayın. Kötülüğü tercih etmediğin için sizi kötü duruma düşürmek isteyen şeytana sabredin ve onun farkında olun. Onun için tanrıdan yardım dileyin. Şeytan uzunca bir süre sizinle uğraşacaktır nitekim beden cini ölene kadar sizinle uğraşır.
Şeytani cinlerin asıl amacı Allah’a giden doğru yoldan, iyilik ve ibadetlerden alıkoymaktır. İnsana kötülük yaptırarak ümitsizliğe düşürmek ister. İnsan Allah’a güvenci sarsılıp Allah yolunu bir bırakırsa yani kendini bir salıverirse sevinçten coşar. Ve o insanı kirli bir yola sürükler. Kim Allah’ı bırakırsa ona bir şeytan musallat olur. Ve zamanla sizi büyük günaha ve aldanmış bir yaşama sürükler.
Bir de cinler saldırgan yapılarını kullanırlar. Beden cini bazen kışkırtıcı bir yapıya bürünür. Bir de sürekli böyle davranan saldırgancı cinler vardır. Bunlar beden cini değildir dışardan gelen kışkırtıcı cinlerdir. Bu tip cinlere sahip insanlar kendilerini tutarak konuşurlar. Bu tip insanlar olumsuz cümlelerle sert tavırlar sergilerler. Sürekli ters ve kavgacı yapıları vardır.
Zaman hız çağı olduğundan zamanın hızına ruhumuz yetişemiyor ve ruhsal hastalıklar yaşanıyor.
Sağlıklı, enerjik, kaliteli yaşam için az yemeliyiz. Meleklerin bizimle olması için az yemek zayıf kalmak mecburidir.
7 yıkıcı günah. Kibir, açgözlülük, öfke, kıskançlık, şehvet, oburluk, tembellik. Yedisi de birbirine bağlı. Kıskançlık nefreti doğurur, oburluk öfkeyi. Ruhları etkileyen en önemli unsurlardır. Tüm bunlar şeytani cinlerdendir.
Dini çağrılara sırt çeviren, yaşama duyumsamazlık üreten ve faydalı olmayı reddeden kıskançlık cinine maruz kalıyordu. Gündüz şeytanı olan kıskançlık cini insanı böyle aldatıyordu. Uyku nöbetleri, uyuklamaklar sıkça görülmeye başlıyordu. Cin telkinlerle bedendeki ruhu ele geçirince bunları yapabiliyordu. Hayattan zevk almayan ve gelecekten beklentilerini kesmiş olanlar bu cine çarpılıyordu. Bir takım düşünceler ile yaşama arzusunu ve yaşam sevincini köreltir. Umutsuz ve hüzünlü olmanın getirisidir tembellik.
Cinsellik ve şehvet şeytani cinlerin en etkili yöntemlerindendir. Hatta iblis faişeliğin kutsallığından söz eder. Grup seksi, homo seksüelliği, hemcins ile birlikteliği, cinsellikte şiddeti meşru gösterme çabasındadır. Cinsellikte beklentileri yüksek tutarak ve cinsel şiddeti cazip göstererek azgınlaşan ve cazipleşen saplantılara düşürür. Bunların da birtakım sıkıntılara yol açtığı görülür. Sertleşmeme, erken boşalma gibi. Ailelerin cinselliğini bozmak isteyen cinler türlü telkinlerle insanı yönlendirmektedir. Temel amacı insanlığa zarar vermektir bunun için en küçük birim aileden başlar ve onun mahremi cinsellikten aileyi bozmaya çalışır.
Köpekler neden kemiği toprağın altına saklarlar. Kedi ve güvercin cinler geldiğinde neden farklı hareketler sergilerler hiç düşündünüz mü. Cinlerin en lezzetli besini kemiklerdir (insanlar için et konumundadır.)ve köpekler cinlerden saklamak için toprak altına saklarlar. İlginçtir ki cinler toprak altına giremezler. Elektrik gibi enerji bedene sahip olduklarından topraktan olumsuz etkilenirler. Bu nedenle peygamberimizin bazı kafirlere toprak saçma serpme hareketi görülmüştür.
Hayvanların dünyası hareketleri ve hareketlerinin arkasındaki düşünsel faaliyetler hayvanların seçimlerini göstermektedir. Hayvanların da inanç seviyeleri vardır. Hayvanlar da yaşamlarından sorumludur. Güçlü olanın kazandığı bir dünyayı hayvanlar dahi istememektedir. Doğru ve adil olanın kazandığı dünya hayvanlar aleminin de bir özlemidir.
Mesela bir kediye baktığınız anda kedi esner. Esneme anında açılan ağızdan şeytan girmektedir. İnsan için geçerli olan şeyler kedi gibi tüm hayvanlar için de geçerlidir. Kedilere uğrayan cinlerin kedilerde oluşturduğu düşünsel faaliyetler vardır. Kedi türü için kendine has şeytani olumsuz düşünce ve vesvese faaliyetleri görülmektedir.
İnsanların hayvanlardan hiçbir üstünlüğü yoktur. Üstünlük Allah’a aittir. İblisin kibrinden dolayı tanrı insana sahiplenmiştir.
Cinlerle irtibatlı olan hoca büyücü ve medyumlar aslında cinlerle aralarında menfaate dayalı bir anlaşma yapmışlardır. Şeytan büyücüyü ve büyücüye gidenleri kendinden istenildiği için küfre düşürmekte ve böylece batıl yoldan beslenmesine devam etmektedir. Tanrıdan gayri cinlerden yardım almak, medet ummak veya onlara ibadet etmek cinlerin refah içinde yaşamasına neden olmaktadır. Şu bir gerçektir ki cinler insan üzerinden meşru olmayan yollar ile beslenir. Cincilik yapan insanlar ise para kazanma ve birtakım dünya süslerine ulaşma adına bu işleri yapmaktadırlar. Ahiret için değil dünya için çalışmaktadırlar. Şeytan imansız insanın yediği yemekten de yaptığı her şeyden de faydalanır. Allah şeytana rızıklanmayı sadece meşru olmayan yollarla kazanır kılmıştır. Aynı şekilde insanların yaşamlarına müdahale ettiren ve tanrı haricinde bir varlıkla işbirliği yaparak birlikte çalışan cinciler büyük bir yanlışın içindedirler. Bunların kazançları da amaçları da batıldır. her şeyi yapabileceklerini sanan bu cinciler insanlara dilediğini yaptırmak, kadınları yatağa atmak, şöhrete ve üne sahip olmak gibi dünyalık çıkarlarla tanrı karşısında durmaktadırlar.
Bazı cinci hocalar iyileştirme yaptığını söyleyerek farkında olmadan cinlerle(şeytanla) işbirliği yapmaktadırlar. Allah’a dua ederken bile hatta bazı ayetleri okurken bile kendilerine güvenerek yaptıkları dualara cinler cevap vermektedirler. Zaten insanın niyeti ağızdan çıkan kelimelerde değil kalbin taşıdıklarındadır.
Çocuğa bakmayı istememek, sıkıntı ve geçim derdinden dolayı çocuk istememek şeytani cinlerin fikridir. Şeytani cinler çocuk olmasını engeller. İnsanların boşanmasını sağlamak ta en büyük zevkidir.
İblis evliliğe karşıdır. İnsanlar evlenmesin, herkes birbiriyle cinsellik yaşasın ister. Böyle bir şehir olduğunu düşünün. Müthiş bir kaos, saygısızlık, ölümler ve kötülükler olduğunu göreceksinizdir. Çocuklar mahvolur. Kadın için birbirlerini öldürenler olur. Kadınlara hiç saygı gösterilmez ve aşağılanır. Ama dünyada bunları isteyen şeytani bir anlayış vardır. Bunlar insanlığın düşmanlarıdırlar.
İnsanın kendi zihninden geçenler bazen kendi kendinin esnemesine de neden olmaktadır.
Yıldızname açmak, vefk, tılsım, büyü gibi cinci hocaların tüm yöntemleri şeytanla işbirliğidir. Günahtır ve şirktir. Mum büyüsü, kara büyü, aşk büyüsü, ayırma ve birleştirme büyüsü, sex ve çocuk olması için yaptırılan büyüler şeytanla işbirliğidir. Günahtır, batıldır ve şirktir. Cinlerden yardım almak yerine neden tanrıdan istenilmiyor. Büyülerin her türlüsü günahtır ve şirktir. Cincilere gitmek dahi şirktir. Büyük günahlardandır. Büyü yapana da yaptırana da tüm peygamberler lanet etmiştir. Kuran ve tüm Kutsal kitaplarda büyücülük işlerini yapan ve yaptıran cehennemin en ağır cezalarıyla zikredilirler.
Cinler sürekli insanlara günah işlettirir. Kötü işler yaptırır. İnsan günah işlese dahi tanrı inancından ve imanından vazgeçmeyebilir. Bir süre bırakamadığı cinsellik ve yeme arzularını dizginleyemez. Hatta cinler bu arzularını aşırı derecede ve sürekli azdırırlar. İnsan bu arzularına yenik düştüğünden bir türlü bu durumdan kurtulamaz. İnsan sürekli Allah’a dua ederek ve inancından vazgeçmeyerek bu durumdan kurtulur. İnanan insanlar bu tür günahlara dirençlidirler. Şiddetle bu günahlar işlettirilse dahi inançlarından dönmediklerinden bir gün mutlaka o cinlere uymayacaklardır. İnançlarında ve fikirlerinde kalben gerçekten sabit iseler Allah onlara bir çıkar yol verecektir. Cinler bu tür insanların üzerine bilinçli olarak fazladan gitmektedirler. Dünya nimetlerini onlara süslerler. İnsan nefsine hakim olamadığından ve kendini yönetmediğinden cinler ile Allah arasında kalacaktır. Mevcut zevleri işlese dahi bundan hoşnut olmadığını bildiren ve sürekli Allah’tan yardım dileyen bir gün Allahın yardımıyla kurtuluşa erecek ve bu zevklere bağımlılıktan kurtulacaktır. Çünkü nefisler Allah’ın elindedir. Bir anda insanın kendisi dahi nasıl bıraktığını bilmeden acı çekmeden bu arzulardan sırt çevirir. İşte bu durum tanrının nefsi kontrolünde olduğunu gösterir. Hiçbir insan ben şunu kendim başardım dememelidir. Kendim demek şeytandandır.
Cinsel ilişki sırasında cinler insanın zihnine sürekli yanlış düşünceler atar. Başka kadınları hedef gösterir ve özellikle bu gördüğü ve beğendiği yakın çevreden biri seçilir. Eşi ile ilişki sırasında başka karşı cinsi hedef göstererek cinsel ilişkiyi bozmak ister. Eşinizi aşırı beğenmek veya beğenmemekle kokusunu kötü göstermekle cinsel birleşmeye zarar verebilir. Tüm cinsel sorunların kökeninde düşünsel nedenler vardır. Çok azı fizyolojiktir. Yani cinsel problemlerin temelinde cinler vardır. Cinler birtakım düşüncelerle sizin sağlıklı ilişki yaşamanızı engellemek ister. Erkekte sertleşmeme, kadın ve erkekte erken boşalma, kadının cinsel ilişkiyi istememesi(vajinismus) gibi rahatsızlıklar tamamen cinlerin telkinleriyle oluşmaktadır. Aynı şekilde bu sorunlar olumlu telkinlerle çürütülür ve rahatlıkla bu sorunlar aşılabilir. Cinler cinsellik üzerinden evliliği bozmayı amaçlamaktadırlar. Yıllarca bu uğraşı verirler.
Kola gibi şekerli sıvılar ve haz veren yiyeceklerin beden şeytanını memnun ettiğini gördüm. Şeytan memnun oldukça talebi artmaktadır. Sürekli daha fazla haz isteyen şeytana daha ilk baştan dur demelisiniz. Yoksa bu iş obezite ve ölüme kadar gitmektedir.
Sorunlardan kaçmak ve sorunları ertelemek çözüm olmuyor. Bu nedenle şeytanı alt edecek yapıcı düşünceyi ve tanrıya sığınmayı ön plana çıkartın.
Kilo almaya yönelik bilinçaltımızdaki yıkıcı bilgileri değiştirerek obezite ve aşırı kilolara çare oluyor. Bunlar cinlerin vesveseleridir. Bu vesveseleri yıkmak sağlıklı yaşama adım atmak demektir.
Kişi kendi kendine değişimi gerçekleştirebilir. Çünkü zihindeki bilginin bedendeki sonuçlarına ancak kişi kendisi ulaşabilir ve anbean kendisi yön verebilir Bilgi tıbbına göre insan bedeni enerji ve bilgiden meydana gelmektedir. Cinlerden gelen telkinleri fark etmeniz onu yenmek için yeterlidir. Peki nasıl cinlerden geldiğini fark edersiniz. Eğer telkinler olumsuz ise ve zevke (arzulara) dayalı ise cinlerdendir. Kendinize ait olmayan şeylere meyil hissi cinlerdendir. Diğerleri meleklerdendir. Cinlerden gelen telkinleri ilk başta reddedebilirseniz artık bu telkinler inançlara dönüşmez. İnançlar da alışkanlıklara dönüşmektedir.
İnsan vücudundaki tüm enerji akışının bilinçaltımızın yönlendirmeleriyle meydana geldiği bilimsel olarak kanıtlanmış bir gerçektir.Zihindeki bilginin bedende ürettiği hastalıklara Psikosomatik hastalıklar olarak adlandırılıyor. Bunların hepsi cinlerdendir. Bunlara birkaç örnek ise; obezite, fazla kilolar, kanser, kalp, damar hastalıkları, migren, hormonal bozukluklar, alerji, şeker, tansiyon, diyabet, görme bozuklukları, baş ağrısı, , saç dökülmesi, romatizmal ağrılar vb.. gibi hastalıklardır. Bilinçaltımız bedeni hem hasta edebilme, hem de şifa edebilme yeteneğine sahiptir. Bilinçaltınıza cinlerin telkininin girmesine izin vermeyin. Kirli düşünceleri reddetmeniz yetecektir.Bilinçaltımızı nasıl yönlendireceğiz. Bu bilinmelidir.
Yeryüzünde birlikte yaşayamadık. Hepimiz için çok fazla bolluk var. Kimsenin malına göz dikme, kimseye haksızlık etme. Dünya hırslarından, savaşlardan, kişisel çıkarlardan, nefsi isteklere köle olmaya kadar ve yemek yemeye kadar gelir bu çizgi. Küresel savaşların kökeni nefsin isteklerine uymaya yemek yemeye kadar iner bu anlayışın kökeni. Dünyacı olmayacaksın, sağlıklı ve dirençli olayım diye iyi ve uzun yaşamak için fazla yemeyeceksin. Dünyaya bağlanmayacaksın ve hedefinde dünya olmayacak. Ancak sırtını dünyaya dönen yani ahreti isteyen arzulardan el çeker. Meşru olmayan cinsellikten de mideyi doldurmaktan da vazgeçmeyi ancak tanrı yolunda olanlar başarır.
Yemek yemek için yaşayanlar vardı. Yaşamak için yemek yenmelidir. Yetecek kadar yemek yeterlidir.
İslam’da oruç cinlerin gücünü kırmak için yapılan bir ibadettir. İnsanların çoğu bunu bilmez. Yoksa açın halinden anlamak için yapılan ibadet değildir. Fazla yemek gaflet verir, cinlerin etkinliğini arttırır. Günah yüklü zevk ve arzulara düşkünlük verir. Peygamberimiz dönemindeki oruç ile günümüz orucu çok farklıdır. Türkiye’de oruç yanlış uygulanıyor. Akşama kadar aç kalıp akşam tıka basa doyuncaya kadar yemek oruç değildir. Aslında peygamber diyet yapmıştır. Bir hadisinde oruçlu iken ikram edilirse ikrama uyunuz demiştir. Ve kendisi oruç tutarken bazı ikramları geri çevirmezdi. Bu söylediklerim orucunuzu bozun anlamına gelmez. Ancak oruca yüklediğiniz anlamın ne olduğuna dikkat çekmekteyim. Günümüzde oruç tutanlar akşam ezanıyla doyuncaya kadar yemektedirler. Ama orucun anlamı mideyi doldurmadan bir dönem vücudunuzun gücünü kırmak yada yeteri kadar enerji almak anlamına gelmektedir. Peygamber diyet yapmıştır. Midesini tam doldurmamıştır. Ve bir hadisinde ‘İnsanın doldurduğu en kötü kap midesidir.’ demiştir. İslam’ın beş şartından biri olan oruç günümüz diyetiyle aynıdır. Ve ne amaçla aç kaldığınıza dikkat etmelisiniz. Aç kalmak günahlardan sakındırır. Vücuda meleki bir güç verir. Oruçta diyet kuralları uygulanmalıdır. İki öğün yemek ve ara öğünler olmadan ağızı yememeye alıştırmalıyız. Zaten bu oruçtur ancak fark doymadan yemektedir. Zayıf bir vücuda sahip olmak bedenin meleklerle ve nurla dolmasına neden olur. Peygamber bir hadisinde (Nur’un iki nedeni abdest ve oruçtur.). İnsanoğlu cinlerin etkilerinden kurtulmak istiyorsa inançlarında ve alışkanlıklarında değişiklik yapmalıdır. Yanlış inanışlar ve yanlış alışkanlıklar insanı kötü duruma düşürmüştür. Çala kaşık, hızlıca yemek ve tıka basa yemenin geri planında mutlaka düşünsel bir neden vardır. Düşünceler zamanla inanca inançlar da yanlış alışkanlıklara neden olmaktadır.
Cinlerin sizi rahatsız etmelerine neden olacak şeyler: Yatsı ezanından sonra cin demek, küle işemek, gece tırnak kesmek, isimlerini veya anlamsız kelimeleri defalarca telaffuz etmek, onlara küfür etmek.
Terlikleri ters koymak, sürekli cin cin diye söylenmesi gelmelerine vesile olur.
Ağaç ve duvar dibine işemek sinirlilik verebilir. Banyoya işemek bir dönem sinirli olmaya yol açar. Sıkıntılı bir süreç yaşarsınız. Sinirleriniz bozuk olur ve her şeye sataşırsınız. Kavgacı bir yapıya bürünürsünüz. Duş yaparken işemek direkt cinlerin musallatına neden olur ve gece yarısı8 bol bol uyandırırlar.
Yemek yerken beslenmek için üşüşürler. Ekmeğini bölerken pusuya yatarlar. Ekmek kırıkları yere düşmeye görsün, yemek örtüsünü dışarı silkmek onlara ziyafettir.
İnsanın doğumuyla gelen ve bedende oturan ve mesken edinen kişi(beden) cini vardır. Ve insan ruhuyla beraber bir kader yaşar. İnsanın hayatı boyunca yoldan çıkarmaya yönelik hareket eder.
Cinler duvarlardan geçiyor, binalara evlere giriyor odalardan odalara dolaşıyor. Eve girmek için giriş kapısından girer, bedene girmek için de öyle.
İnsan cinleri farkettiği anda cinlerin erimesi ve etkinliği kayboluyor. Önemli olan onu farketmek yani hareketlerimizi onun yönlendirdiğini bilmektir.
İman edene, sadık olana akıl verilir. Akıllı olan haramı ayırır, harama yaklaşmaz, doğrulukla iş görür. Gerisinden akıl alınır bu nedenle cinlerde akıl çok zayıftır.
Şeytan gizli, kötü bir kuvvet, kötü bir ruh anlamına gelmektedir. Şeytan ismi, bilhassa görülmeyen ruhlar ve kötü kuvvetlere isim olmuştur ve şeytan denilince bu cinsin ilk babası olan İblis akla gelir. İblis cin cinsindendir. Topraktan sadece insan olmadığı gibi çeşitli hayvanlar olduğu gibi ateşten de çok değişik cinler yaratılmıştır. Ayrıca insanlarda renk ve çeşitlilik olduğu gibi nitelik ve nicelik değişiklikleri de vardır. Yani akıllısı, bilgilisi, cahili, özürlüsü, cücesi ,iri cüsselisi, güclüsü ,zayıfı olduğu gibi cinler de de böyle benzer çeşitlilikler vardır.
Cinler bazen insana özel olduğunu, farklı ve üstün olduğunu inandırmaya çalışırlar. İnsanüstü olduğunu veya farklı bir kimlik verebilirler.
Büyünün yapılması kolaydır. Şeytani cinler hemen insanların isteklerine cevap verirler. Genelde insanların dünyalık istekleri kötülük içerir. İnsan Allahtan istemediğinde cinler hemen isteği yerine getirmek için harekete geçer ve çabalar.
Cinler insana şüphe verir. Şüphe ile arayı bozmaya çalışır. Bu özelliği ile aynı zamanda bozguncudur.
Büyü şeytana dua etmektir. Şeytandan yardım dilemektir. Namazın şartları olduğu gibi büyünün de şartları vardır. Bu şartlar yerine getirilirse imanınız elden gittiği gibi istekleriniz geçici olarak ve aldatılarak gerçekleşmiş olur. Ama isteğinizin sonucu da uzun sürmez.
Şeytan sırf kendisinden istendiği için geçici olarak birleştirme veya birkaç iyi olayı gerçekleştirir. Ama genelde ve sonra ayırıcı işler yaparlar. Onlar insanları sevmezler.
Hayvanların türlü halleri dünyaya bakış açıları, yaşam felsefeleri vardır. Bilinçleri yaradılışlarıyla şekillenir. Hayvanların yaşam şekilleri ve tarzları inançlarıyla da şekillenir. Cinler maddeye bağımlı olduklarından hayvanların da cinleri vardır. Bazı hayvanlar dünyacı bazı hayvanlar ahretçidir. İnsanlar gibi hayvanlar da suç işlemektedirler. Haksızlık etmektedirler. Bazı tür hayvanların inancı yüksekken bazı tür hayvanların inancı zayıftır. Ama her hayvan Allah’ı bilir.
İblis direk insanlara zarar vermez. Düşman olsa da direkt yok etme yetkisi yoktur. Bu Tanrının yaratmasına bağlı var olma ve yaşam kurallarına aykırıdır. Tanrının yarattığı bir varlığı çok haklı bir gerekçen olmadan öldüremezsin. Hatta haklı bir gerekçen olsa dahi öldüremezsin öldürmek başlı başına bir günahtır. Yaşam hakkına gasptır Tanrının kararına karşı durmaya kimin yetkisi var ki. Bakınız iblis insana düşman olarak ancak dünya hayatında kazandı o da belirli kısa zamanlar. Ama neyi kaybetti biliyor musunuz? ‘ sürekli devam eden şimdiki zaman olan ebedi hayatı’ kaybetti.
İblis adem ve soyunu yok etmeye uğraştı. Bunun için telkin yolunu kullandı. İblis kötülüğe çağırır iken, tanrıya yönelmenin önüne geçer iken, dosdoğru yolun üzerine oturur iken insanları saptırmayı ve birbirlerini öldürmesini amaçlamıştı. Gerçekte bu da meşru değildir. İnsana düşmanlık ederken yok etmek istemiştir. Ama Allah’ın bir kuralı vardır. Hemen kara vermemek tanrının adetidir. Tanrı iblis her şeyi yapsa bile kazanmış olmayacaktır gerçeğini göstermek ister. Tanrı her konuda hemen karar vermez. Bu nedenle dünyanın sonuna kadar iblis’e mühlet vermiştir.
İblis ‘Ben insandan üstünüm.’ derken bunu ispat etmek için çalışıyordu. Nitekim geçmişte iblise uyan kavimler peygamberleri öldürmek istemişti. İşte tam tanrının halkını yok etme çabalarında tanrının yardımı yetişmiştir.
Düşüncelerinizin şeytani cinlerden geldiğini fark ettiğiniz anda o cinin yakalamışsınız demektir. Artık o etkisini yitirmeye başlar. O’nu reddetmeniz onu öldürmeniz anlamına gelmektedir. İbrahim çocuğunu kurban etme konusunda şeytani cin ona‘Ne yapıyorsun, şu güzel yavrun öldürülür mü’ diyordu. Şeytandan geldiğini fark eden İbrahim eline taş alıp atıyordu. Şeytani cini görmüyordu ancak onu fark ederek herhangi bir yöne atılan taş şeytani cine isabet ediyordu. Düşünceye karşı atılan taş, sol tarafa tükürme bunlardandır.
Cinleri görmek mümkündür. Görmemek doğru olanıdır. Çarpma ve travmalarda cinlerin etkisine maruz kalırız. Aşırı uç takıntılar ve saplantılı devamda görülen ruhsal rahatsızlıklarda görülmektedir. Ruh ve sinir hastalıklarında tedavi görenlerin büyük kısmı cinleri görmektedir. Aşırı açlıkta (riyazet) bedensel faaliyetlerin kendi görevlerini yapamayacak duruma geldiği dönemlerde cinler görülür. Cinleri görmek size bir şey kazandırmaz.
Bir kişi sizden korkuyor, başka kişi sizden sakınıyorsa, siz geldiğinizde mantıksız konuşmaları kesiyorlarsa o insanların şeytanları sizden korkuyor ve sakınıyor demektir. Patronsanız ve çalışan işçileriniz sizden çekinip hızlı çalışıyorlarsa işçilerin şeytanları sizden çekiniyor demektir. Doğal çalışma içindeyse şeytana uymuyor demektir.
Bir olay karşısında aşırı üzüntü, aşırı sevinç, aşırı heyecan cahiliyet cinlerindendir. Yakını ölen insanın başına ve dizlerine vurarak ağlaması, bağırması kendini yerlere atması, bayılması şeytani cinlerdendir. Doğal ve normal bir üzüntü meleklerdendir. Bağırarak ağlamak cinlerden, sessizce gözlerden yaş süzülmesi meleklerdendir. Şeytani cinler inançsızlığı temel aldığında insanlar bu tarz hareketlere düşmektedir. Gerçek inanç tanrının kararlarına saygı duymak ve bir arif edasıyla olayları doğal karşılamaktır. Allah’a inanan kesinlikle aşırıya kaçmaz. Bu olaylar imanın kimde olduğunu gösteren olaylardır.
Tembellik cini yatağa bağımlı kılmaya çalışır. Sürekli uyumak ister, gözlerinde şişkinlik vardır. Oturduğu yerde uyuklayıverir, iş yapmak hareket etmek istemez. Zamanla insan miskinleşir. Bu tembellik cinine karşı mücadele etmez iseniz uzunca bir süre tutsağı olabilirsiniz. Uzun yıllar bu rahatsızlıkları çekenler vardır. Tembellik cinine muhalefet edin ve sürekli hareket etmeye çalışın. Duş alın. Yediklerinize dikkat edin. Sürekli dua edin.
Karabasan enkabut doğal bir durumdur. Bir cin vakasıdır. Amacı korkutmaktır. Korkmanıza hiç gerek yoktur. Nasıl mı, bilmeniz gereken çok şey var. Lütfen tamamını okuyunuz.
Halk dilinde karabasan bir çeşit cindir. Bu cinler gezginci ve mekan cinleridir. Mezarlık, sokaklar, pis yerler ve evlerde yiyecek ararlar. Gezerken insanları incelerler onların yapılarını yaşam tarzını ve inancını incelerler. Bazı insanların inancı bu cinlerin hoşuna gitmez. Bu nedenle geceleri uykuda korkutmak ister. Amacı ya imanını ölçmek ya da öfkelendiğinden korkutmak istemektir.
Uyuyan bir insanın ruhu uykudayken bedeni terk eder. Karabasan(cin) uyumuş bir bedene yerleşir, şekil alır ve katılaşır. İnsanın kasları kaskatı kesilir. Cin bedene girdiğinde uyuyanın ruhu hemen bedene geri döner. Ama kontrolü devralamaz. Yönetim, merkezi cin tarafından işgal edilmiştir. Eğer kendinize gelmek ve uyanmak için uğraşmazsanız sıkıntı çekersiniz. Zaten doğal olarak insan bu durumdan korkar. Hemen uyanma çabasına girer. Bağırır, çağırır kimse duymaz. Ruhu boşta kalmıştır. Uyanamaz. Bir süre sonra cin ruhun çabasına dayanamaz ve bedeni terk eder. Çıktığında insanın o korkulu ve şaşkın uyanışına güler ve dalga geçer. Cinlerden korkmayınız. Onlar ne korkulacak ne de zararlı varlıklardır.
Bini aşkın karabasan vakası yaşadım. Hatta bazı yıllar her gece gelirdi. Gelmesi bir şey değil uykumu bölüp beni rahatsız ediyorlardı. Bir karabasanın dört farklı şehirde ve trenle uyuduğum her beldede beni bırakmayıp rahatsız ettiğini bilirim. Bir gün bir köy evine misafir oldum ve bir odasında yatsı namazı kılmıştım. Evime gittiğimde ve uyuduğumda bir karabasan her zamanki gibi beni rahatsız etti. Cinlerin rahatsız etme şekli genelde böyledir. Geçtiğiniz bir bölgeden peşinize takılan cinin rahatsız etmesidir. Bir gün sürekli bu tür şeyleri yaşadığım için tam geleceği bir anda yataktan doğruldum ve’ Ben Allahtan başka kimseden korkmam. Allah bizi görüyor. Allah’a öyle dualar ederim ki kendini kurtaramazsın.’dedim. yatak odamdan kaçtığını iyi biliyorum. Bu tür olaylar genellikle mezarlık, ahır ve pis yerlere uğramak sonucunda peşinize takılması sonucu uykuya daldığınız anda gerçekleşir. Bir de karabasan her insana gelmez. Dikkatlerini çeken farklı insanlara giderler.
Bazı durumlarda çok uykusuz ve yorgun olduğum dönemlerde enerji bedenimin etkisiyle midir nedir karabasanın bana yaklaştığını hissedebiliyordum. Yani sanki tüplü eski bir televizyonun ekranına yaklaştığınızda tüylerinin nasıl hareket eder o hafif elektriği hissedersiniz aynen onun gibi göğüs bölgesinde elektriklenme hissederim. Böyle dönemlerimde bana gelemiyordu. Yani basamıyordu. Çünkü ruhum bedene hemen dönüş yapıyordu. Beden cin tarafından gasp edilmeden ruhun kontrolünde oluyordu. Hatta bazı durumlarda uykudayken tam beni basacağı anda gözlerim kendiliğinden açılıyordu ve böyle bir durumda karabasan bana yaklaşamıyordu hatta benden korktuğunu tahmin ediyorum.
Aşırı cinsel zevk sonrası görülen fazla boşalma cinlerin beden egemenliğine kapı açmaktadır. Güçsüz düşen ve enerjisi tükenen bendenin egemenliği meleklerden şeytani cinlere geçer. Tez öfkelenir ve yanlış ve farklı düşünmeye başlarsınız. Çünkü meleki kuvveti getiren enerjinizin düşmesiyle bedeni cinler kontrol etmektedir.
Her insanın bedeninde o bedeni sahiplenmiş bir şeytani cin bulunur. Ömür boyu o insanla yaşar. O sizsiniz, düşünceleriniz ve yaptıklarınızdır. Ben diyen şeytandır. Bencillik eden ve menfaatleri ve arzuları için yaşayan şeytani cindir.
Yemek yemeyi ve cinsel ilişkiyi tetikleyen beden cinidir. İstek beden şeytani cininden çıkar. Ancak insan ona fazlasıyla uyarsa yine insanın yönetimi şeytani cinlere geçer. Yani insan belli aralıklarla ve yeter düzeyde beslenmeli ve cinsel ilişkiye girmelidir. Sürekli arzularını tatmin etme isteği şeytani cinlerdendir. İstek beden şeytanından gelir, arzuyu reddederseniz şeytan mağlup olur. Ama kabul edip isterseniz eyleme geçirirsiniz ve yemek yer veya cinsel ilişkiye girersiniz. İnsan genelde arzularına uyar. Böyle bir durumda beden şeytanı evet bana uydun der ve beden egemenliğine tam hükmetmeye başlar. İnsan bir süre Allah’a yönelse dahi buna tam konsantre olamaz. Yani cinlerin isteklerini yerine getirmek ruhları cinlerin teslim almasına neden olur. Bu durum aynı namaz gibidir. Bir insan Allah’ın huzuruna varır. Namaz kılar. Allah’ta onunla beraber olmaya başlar. Yani melekler insanla olur. Kötü fiillerin kökeni şeytani cinler olduğundan şeytani cinlerin bu taleplerine uymak onların sizin üzerinizde hakimiyet kurması demektir. Onların hakimiyeti insan ve hayatına zarar verir.
Allah’ın eylemlerine, hareket kuvvetlerine, yaratma kuvvetlerine, tabiat anaya, olumlu ve iyi düşüncelere meleki kuvvetler yani melekler denir. Allah’ın kudretleri farklı farklıdır. Dört büyük meleğin yaptığı işler Allah’ın yaptığı işlerdir.
Aşırı stres, güncel gündeminiz hakkında önemsediğiniz konuda sürekli düşüncelere maruz kalmak mide ağrısı yapmaktadır. Bunlar cinlerdendir. Doğal olarak mideniz asit salgılar ve ağrıya neden olur. Beden şeytanı madde ile var olduğundan tüm bedene yerleşmiştir. İnsanın toprağı iyi ise şeytanın telkinlerine uymayacaktır. İnanan kullar şeytani cinine uymaz. Kötü düşünceleri reddederken sürekli iyilikler yapmaktadır. Bu da beden cinini yıpratmaktadır.
 
Emeğine yüreğine sağlık.. Güzel paylaşımın ve emeğin için teşekkürler
 
Emeginize saglik güzel paylasim i,çin tesekkürler
 
Geri
Üst Alt